Beyazın Sessiz Duası-2

 Beyazın Sessiz Duası-2

       Haberler kışa hep aynı kapıdan girer: Kara kış geldi, beyaz kabus çöktü, hayat felç oldu. Söz soğuktur, ses keskindir. Kar düşünce kelimeler de üşür. Ekranlar, rahmeti felaket sanan bir bakışın tercümanı olur. Oysa gökten inen bu beyazlık, bir musibet değil, Rahmân’ın yeryüzüne bıraktığı sessiz bir emanetidir.

      İnsan durmadan dünya hayatı için çalışır. Durmak, beklemek, susmak unutulmuş hâller sayılır. Kar yağınca yollar kapanır diye feryat edilir, oysa kalpler açılır, fark edilmez. Aceleyle kurulan hayat, yavaşlatılınca ürker. Zincir sandığımız şey, nefsin itirazıdır rahmet esaret olmaz, terbiyedir.

      Beyaz esaret dedikleri, beyaz bir terbiyedir. Kar düşünce şehir sükûta çağrılır. Sokaklar secdeye varır, gürültü geri çekilir. Hayat felç oldu deriz hâlbuki hayat, zikre durmuştur. Kar, dünyanın hoyrat yüzünü örter, eşyayı susturur kalbi konuşturur. İnsan, başkasının ayak izleri silinince kendi yolunu görmeye başlar.

      Kar tanesi sır taşır. Her biri gökten bir harf gibi iner. Biri “Latîf” der, inceliği öğretir, biri “Cemîl” diye düşer, güzelliği hatırlatır. Kimi “Hakîm”dir, ölçüyü fısıldar, kimi “Kâdir”dir, kudreti gösterir. Hiçbiri ötekine benzemez çünkü Esmâ tecellisi tektir ama sonsuzdur. Bu yüzden kar, tek renk görünür ama mânâsı sayısızdır.

      Beyaz kabus değildir bu. Bu, beyaz bir hicrettir, gürültüden sükûta, dıştan içe, dünyaperestlikten Allah'ın rahmetine.

     Belki de felç olan hayat değil, bakıştır. Göz rahmeti tanımazsa, dil âfeti çağırır oysa kış ilâhî bir merhametin örtüsüdür. Yeter ki başımızı kaldırıp düşeni yalnızca soğuk sanmayalım çünkü düşen kar değil; düşen, kalbe konan bir davettir. Rahmân, beyazla seslenir, dur derin bir nefes al ve hatırla.


Bu blogdaki popüler yayınlar

İlahi Sanatın Yansıması Altın Oran

Zihnin Zinciri Alışkanlığın Köleliği

Tıkış Tıkış Evler, Yorgun Ruhlar