Kalbin İbadeti Oruç

 Kalbin İbadeti Oruç

       İnsan bazen hayatı büyük şeylerden ibaret sanır. Büyük başarılar, büyük hayaller, büyük sözler… Oysa insanın gerçek değeri, görünmeyen yerde saklıdır. Kalbin sessizliğinde, niyetin saflığında ve Rabbine yöneldiği o kimsenin görmediği anlarda.

İşte İslam, insanın bu görünmeyen tarafını inşa etmek için beş temel üzerine kurulmuştur. Şehadet, namaz, zekât, hac ve oruç… Bunlar sadece ibadet değil, insan ruhunun ayakta durmasını sağlayan sütunlardır.

Oruç ise bu sütunların en sessiz olanıdır. Çünkü oruç, insan ile Allah arasında saklı bir sırdır. İnsan namaz kıldığını başkası görebilir, zekât verdiğini başkası bilebilir; fakat oruç, sadece Allah’ın bildiği bir sadakattir. İnsan aç kalır, susuz kalır ama bunu kimse için değil, sadece Rabbi için yapar. Bu yüzden oruç, Allah’ın özel olarak mükâfatlandıracağını vaat ettiği bir ibadettir.

       Oruç sadece bedeni aç bırakmak değildir. Oruç, dili yalandan korumaktır. Kalbi kötü niyetten uzak tutmaktır. Öfkeyi susturmak, ibadetleri çoğaltmak, sabrı konuşturmaktır. Çünkü nice insanlar vardır ki aç kalırlar ama ruhlarıda aç kalmaya devam eder. Nice insanlar vardır ki susuz kalırlar ama kalpleri hâlâ dünya hırsıyla doludur. Gerçek oruç, insanı değiştiren oruçtur insanı daha sabırlı, daha merhametli ve daha temiz yapan oruçtur.

       Oruç bir kalkandır insan ile kötülükler arasına çekilmiş görünmeyen bir duvardır. 

      Oruç tutan insan, sadece açlıkla değil, nefsinin istekleriyle de mücadele eder. Kendine hâkim olmayı öğrenir. Sabretmeyi öğrenir. Beklemeyi öğrenir. Çünkü iftarın sevinci, sabrın meyvesidir. Ve o sevinç sadece sofrada değil, insanın kalbinde doğar.

       Ramazan ise sıradan bir zaman değildir. O, göğün kapılarının açıldığı, rahmetin yeryüzüne indiği bir misafir gibidir. Bu ayda yapılan küçük bir iyilik bile büyür, küçük bir dua bile göğe yükselir. İnsan bu ayda sadece aç kalmaz aynı zamanda kalbi de arınır. Kin azalır, merhamet artar. İnsan, kendine ve Rabbine yeniden yaklaşır.

      Bir gün, insan bu dünyadan ayrıldığında, yaptığı ibadetler onun yanında olacaktır. Namazı başucunda, zekâtı sağında, orucu solunda… Oruç, o gün insanı yalnız bırakmayacaktır. Çünkü o, sadec bir açlık değil; Allah için gösterilmiş bir sadakattir.

Belki de bu yüzden cennette sadece oruç tutanlar için özel bir kapı vardır. Reyyan kapısı… O kapıdan girenler, bu dünyada sabretmenin karşılığını alacaklardır.

       İnsan bazen aç kalınca zayıfladığını sanır. Oysa oruç, insanı zayıflatmaz; güçlendirir. Bedeni değil, ruhu güçlendirir. Çünkü oruç, insana kim olduğunu hatırlatır: Aciz ama değerli, zayıf ama Allah’a yakın bir kul olduğunu…

      Ve belki de orucun en büyük hikmeti şudur: İnsan, aç kaldığında değil; Rabbine yaklaştığında doyar.

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlahi Sanatın Yansıması Altın Oran

Zihnin Zinciri Alışkanlığın Köleliği

Tıkış Tıkış Evler, Yorgun Ruhlar