Hz. Muhammed İnsanlığa İnen Nur
Hz. Muhammed İnsanlığa İnen Nur
İnsanlık bazen uzun geceler yaşar. Gökyüzü karanlık, yollar sessiz, kalpler yorgun olur. Adalet susar, merhamet unutulur, insan kendi vicdanının sesini bile duyamaz hale gelir. İşte böyle bir çağda, çölün ortasında bir sabah doğdu. O sabah yalnız bir güneşin değil, insanlığın kaderini değiştiren bir nurun doğuşuydu: Hz. Muhammed’in gelişi.
Hira’nın sessizliğinde yankılanan ilk vahiy, sanki göğün kalbinden yeryüzüne inen bir rahmet damlasıydı. Uzun zamandır kuruyan gönüllere düşen bir yağmur gibi. İnsanlık kirlenmiş toprağını arındıracak bir rahmet bekliyordu. Ve o rahmet geldi. Onun gelişi, karanlık gecelerin ufkunda beliren ilk şafak gibi bütün yeryüzünü aydınlatmaya başladı.
Onun adı anıldığında çöl rüzgârları bile yumuşardı. Yetimlerin gözyaşı onun merhametiyle diner, mazlumların kalbi onun adaletiyle teselli bulurdu.
Yalnız sözleriyle değil, kalbiyle konuşan bir peygamberdi. Bir çocuğun başını okşayan eli, bir fakirin kapısını çalan şefkati, insanlığın unutulmuş merhametini yeniden hatırlattı.
Sanki kâinat onun gelişine hazırlanmıştı. Gökyüzü meleklerin tebessümüyle genişlemiş, yeryüzü yeni bir umutla nefes almıştı. İnsanlık uzun zamandır bulanık sular içmiş gibiydi ruhlar yorgun, kalpler susuzdu. Fakat onun getirdiği hakikat, ab-ı hayat gibi gönüllerden gönüllere akmaya başladı.
Hayatı bir nur nehri gibiydi. Nereye aksa karanlıkları temizledi, nereye dokunsa umut yeşerdi. İnsanlığa yalnızca ibadeti öğretmedi, insan olmanın inceliğini, merhametin güzelliğini ve adaletin onurunu öğretti.
Bugün yeryüzünde milyonlarca kalp onun adıyla huzur buluyorsa, bu onun bıraktığı rahmet izindendir. O iz, çöllerde kaybolmayan bir yıldız gibi hâlâ yol göstermektedir. Zaman değişse de insanın kalbindeki ihtiyaç değişmez; merhamete, hakikate ve adalete duyulan ihtiyaç. Ve o ihtiyaçların en güzel cevabı yine onun hayatında saklıdır.
Hz. Muhammed, Allah'ın en sevdiği peygamberi ve kuludur, insanlığa inen bir nurdur. Onun gelişiyle çöl yeşermiş, geceler sabaha kavuşmuş, kalpler yeniden dirilmiştir. Onu sevmek yalnız bir peygamberi sevmek değildir; merhameti sevmektir, adaleti sevmektir, insan olmanın en güzel halini sevmektir.Sözleri ve sünnetleri ile kıyamete kadar yaşayacak, Kur'an ahlakı ile ahlaklanan son peygamberdir.
Peygamber efendimiz karanlık çağların ortasında doğan ve insanlığa sonsuz sabahlar armağan eden bir rahmettir.