Peygamber Efendimiz ve Yağmur: Kalbime Düşen En Güzel Rahmet
Peygamber Efendimiz ve Yağmur: Kalbime Düşen En Güzel Rahmet
Yağmur iner…Göğün kirpiklerinden süzülen bir dua gibi, yeryüzüne değdikçe çoğalan bir merhamet gibi iner. Her damla, sanki bir ismi fısıldar usulca… ve o isim kalbime düştüğünde, içimde bir sarsıntı başlar: Sen…
Ey rahmetin en ince hali…
Sen geldin, dünya yağmuru öğrendi. Sen geldin, kuruyan kalpler suyla tanıştı. Senin adın, susuz bir toprağa düşen ilk damla gibi… bir anda yeşerten, bir anda dirilten…
Sen geldin, dünya yağmuru öğrendi. Sen geldin, kuruyan kalpler suyla tanıştı. Senin adın, susuz bir toprağa düşen ilk damla gibi… bir anda yeşerten, bir anda dirilten…
Ben…
Seni bekleyen bir taş olmak isterdim. Üzerime düşen her damlada seni hissetmek, seni tanımak…
Sessizliğimle seni dinlemek…
Ya da çölde seni özleyen bir kuş… Kanatlarımda hasret, dudaklarımda dua, kalbimde imanla… Her çırpınışımda sana biraz daha yaklaşmak…
Seni bekleyen bir taş olmak isterdim. Üzerime düşen her damlada seni hissetmek, seni tanımak…
Sessizliğimle seni dinlemek…
Ya da çölde seni özleyen bir kuş… Kanatlarımda hasret, dudaklarımda dua, kalbimde imanla… Her çırpınışımda sana biraz daha yaklaşmak…
Bir nakışta gizlenmek isterdim…
Senin dokunduğun küçücük bir iz olmak… Varlığımın anlamını, senin değdiğin yerde bulmak…
Bir bakış olsaydım… Sana dönen, sana değen, sana eriyen… Gözlerimden kalbime akan bir yağmur gibi, seni içime çekmek isterdim.
Senin dokunduğun küçücük bir iz olmak… Varlığımın anlamını, senin değdiğin yerde bulmak…
Bir bakış olsaydım… Sana dönen, sana değen, sana eriyen… Gözlerimden kalbime akan bir yağmur gibi, seni içime çekmek isterdim.
Ey kalplerin sultanı…
Uğrunda koparılan bir başın vakarıyla susmak, ama o susuşta en büyük hakikati haykırmak isterdim.
Bir gözyaşı olup akmak… Seni ilk görende, ilk iman edende süzülen o ilk fark edişte kaybolmak… Seni tanımanın ürpertici güzelliğinde erimek…
Uğrunda koparılan bir başın vakarıyla susmak, ama o susuşta en büyük hakikati haykırmak isterdim.
Bir gözyaşı olup akmak… Seni ilk görende, ilk iman edende süzülen o ilk fark edişte kaybolmak… Seni tanımanın ürpertici güzelliğinde erimek…
Bir kumaşın liflerinde dolaşan dokunuşun olmak…
Bir düşte sana kavuşmak…
Yeryüzünde seni bir an görmek…
Ah… Bir an görmek… O anı sonsuzluğa değişmemek…
Bir düşte sana kavuşmak…
Yeryüzünde seni bir an görmek…
Ah… Bir an görmek… O anı sonsuzluğa değişmemek…
Ve ben…
Sana hicret eden bir yürek olmak isterdim. Ardımda her şeyi bırakıp, sadece sana yürümek… Her adımda biraz daha eksilmek dünyadan, biraz daha çoğalmak sende…
Sana hicret eden bir yürek olmak isterdim. Ardımda her şeyi bırakıp, sadece sana yürümek… Her adımda biraz daha eksilmek dünyadan, biraz daha çoğalmak sende…
Damar damar seninle dolmak…
Her nefeste seni anmak…
Her atışta seni taşımak…
Her nefeste seni anmak…
Her atışta seni taşımak…
Ve eğer mümkünse…
Batılı yıkmak için kuşandığın hakikatin kılıcında, küçücük bir parça olmak… Kabzasında bir dirhem gümüş gibi… Sessiz, ama seninle değerli…
Batılı yıkmak için kuşandığın hakikatin kılıcında, küçücük bir parça olmak… Kabzasında bir dirhem gümüş gibi… Sessiz, ama seninle değerli…
Yağmur iner…
Ve ben her damlada sana biraz daha düşerim.
Ve ben her damlada sana biraz daha düşerim.
Anladım ki;
Sen, yeryüzüne düşen en güzel yağmursun…
Ve ben…
O yağmurda kaybolmak isteyen bir damlayım.
Sen, yeryüzüne düşen en güzel yağmursun…
Ve ben…
O yağmurda kaybolmak isteyen bir damlayım.