Küfrün İki Yüzü: Adem-i Kabul ve Kabul-ü Adem
Küfrün İki Yüzü: Adem-i Kabul ve Kabul-ü Adem
Bir kalp düşün…
Sessizce atan, fakat neyi aradığını bilmeyen. Gözleri açık, ama bakmayan, kulakları var, ama duymayan…
İşte orada başlar: Adem-i kabul.
Hakikat kapıyı çalar ama içeride kimse yoktur sanki. Ne inkâr vardır açıkça, ne de kabul…
Sadece bir boşluk, bir ilgisizlik, bir “sonra bakarım” ertelemesi.
Gökyüzü serilir başının üstüne, yıldızlar birer ayet gibi parlar ama o, başını kaldırmaya üşenir.
Toprak konuşur, hayat fısıldar ama o, kendi gürültüsünde kaybolur.
Düşünmemek…
En kolay inkârdır bazen.
Çünkü düşünmek, sorumluluk doğurur; görmek, kabulü zorlar.
O yüzden bazı kalpler, hakikatten değil, hakikati düşünmekten kaçar.
Bir de başka bir yol var…
Daha sert, daha keskin, daha iddialı: Kabul-ü adem.
Bu kez kalp boş değildir; aksine doludur ama yanlışla, ama zıtla, ama karanlık bir inatla.
Bu insan, sadece yüz çevirmez karşı durur. Sadece susmaz tiraz eder. Hakikatin ışığına gözlerini kapatmakla kalmaz, karanlığı savunur.
Delil arar ama yokluğa delil arar. İspat etmeye çalışır olmayanı. Ve sonra, kendi kurduğu o ince, kırılgan dünyayı başkalarına da anlatır. Bir şüpheyi değil, bir inkârı taşır dilinde.
Biri suskun bir uzaklıktır, diğeri gürültülü bir karşı duruş. Biri gafletin sisinde kaybolur, diğeri inkârın ateşinde yanar. Biri bilmeden kaybeder, diğeri bildiğini sanarak…
Ey kalp, en tehlikelisi bazen bağıran değil, sessiz olandır. Çünkü sessizlik, yavaş yavaş örter hakikati.
Ve ey insan, hakikat seni çağırırken ne susarak kaç, ne de karşı çıkarak kaybol.
Bak, düşün ve kalbini boş bırakma, boş kalan kalp, ya gaflete düşer ya da yanlışa dolar.
Kalbini, Hadis ve Sünnet nuruyla, iman hakikatleriyle doldur ve secdeye vararak, bütün benliğinle Allah’a yönel…
Not: Adem-i kabûl: İman hakikatlerine karşı lakayt kalmak. Hakikatleri üzerinde düşünmeden, inkâr etmektir. Sözde imana ilgisiz davranmak gibi görünmek ama gerçekte kabul etmemektir.
İman: Tasdik demektir. "Acaba?" diyerek tarafsız kalmaya çalışmak, aslında o gerçeği kabul etmemektir ve seni yavaş yavaş inkar kapısına götürür.
Kabûl-u adem: Gerçek olmayan bir fikri yahut inancı kabul etmek, imanı reddetmektedir, hakikatin zıddına inanmak ve bunu dava etmektir. İmanı inkar etmek ve bunu tüm insanlara kabul ettirmek ve yaymak için çalışmaktır.