Allah’a İmanın Kalbe Bıraktığı Eşsiz Huzur
Allah’a İmanın Kalbe Bıraktığı Eşsiz Huzur
İnsan bazen sebepsiz bir yorgunluk hisseder. Kalabalıkların içinde yalnız, gülüşlerin arasında eksik kalır. Dünyanın bütün güzellikleri önünde dursa da ruhunun derinliklerinde tarif edemediği bir boşluk taşır. İşte tam o vakitlerde Allah’a iman, karanlık bir gecede ufukta beliren ilk sabah ışığı gibi doğar insanın kalbine.
Allah’a inanmak yalnız olmadığını bilmektir.
Her şeyin sahibi olan Rabbinin seni gördüğünü, duyduğunu ve bildiğini hissetmektir.
Dua ettiğinde, aczini merhameti sonsuz olana emanet etmektir.
İman, kalbe düşen bir huzur damlasıdır. O damla büyür, büyür ve sonunda bütün endişeleri yıkayan bir nehre dönüşür. İnsan dünyanın yükünü omuzlarında taşıdığını zannederken, aslında yükünü Rabbine bırakmayı öğrenir işte o an kalbi hafifler.
Allah’a iman eden kişi bilir ki hiçbir gözyaşı sahipsiz değildir. Hiçbir acı boşuna verilmemiştir. Hiçbir sabır karşılıksız kalmayacaktır. Bu bilgi, insanın ruhuna öyle bir güven verir ki en sert fırtınalar bile içindeki sükûneti söndüremez.
Ne güzel bir nimettir Allah’a inanmak...
Sabah gözlerini açtığında O'nun rahmetine uyanmak, gece başını yastığa koyduğunda O'nun korumasına sığınmak...
Dünyanın geçici telaşları arasında sonsuz bir merhamete tutunmak...
İman, sadece bir inanış değildir kalbin huzura açılan kapısıdır.
Ve insan anlar ki gerçek mutluluk çok şeye sahip olmakta değil, her şeyin sahibine inanmak ve güvenmektir.
Allah varsa korku ve hüzün yoktur sadece huzur vardır. Allah varsa karanlığın sonu aydınlıktır. Allah varsa yalnızlığın ortasında bile insanın kalbi sıcacıktır.
Ne mutlu, kalbinde Allah sevgisini taşıyanlara. Onların yüreğinde hiçbir fırtınanın söndüremeyeceği bir bahar vardır.